Tedbir nafakası, adından da anlaşılacağı üzere geçici bir "tedbir" niteliği taşır. Boşanma ya da ayrılık davası açıldığı anda, dava henüz sonuçlanmadan tarafların ve varsa çocukların geçiminin sağlanması amacıyla hâkim tarafından belirlenir. TMK m.169, hâkimin bu önlemleri talep beklemeden, kendiliğinden almasını öngörür.
Bu nafakanın önemli bir özelliği, kusur incelemesinden bağımsız olmasıdır. Dava sürerken kimin haklı, kimin haksız olduğu henüz karara bağlanmadığından, tedbir nafakasına hükmedilirken tarafların kusuru tartışılmaz. Kural olarak dava tarihinden itibaren geçerli olur ve boşanma hükmü kesinleşinceye kadar devam eder. Boşanma kesinleştiğinde tedbir nafakası, koşulları varsa yoksulluk veya iştirak nafakasına dönüşebilir.
İştirak nafakası, boşanma sonrasında çocuğun bakım, eğitim ve yetişme giderlerine, velayeti üstlenmeyen tarafın yaptığı parasal katkıdır. "İştirak" kelimesi katılma anlamına gelir; yani ana ve babanın her ikisi de çocuğun giderlerine mali güçleri oranında katılmakla yükümlüdür. Velayet kendisine bırakılmayan taraf, bu yükümlülüğünü iştirak nafakası ödeyerek yerine getirir.
Bu nafaka çocuğun menfaatine hükmedildiğinden, talep edilmese dahi hâkim tarafından resen değerlendirilebilir. Kural olarak çocuk ergin olana (18 yaşını dolduruncaya) kadar sürer. Ancak çocuk ergin olmasına rağmen eğitimi devam ediyorsa, koşullar çerçevesinde bakım yükümlülüğünün eğitim süresince devam edebileceği kabul edilmektedir. Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana babanın ekonomik durumuna göre belirlenir.
Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşe, geçiminin sağlanması için diğer eş tarafından ödenen nafakadır. TMK m.175 uyarınca bu nafakayı talep edebilmek için, talep eden eşin kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması gerekir. Yani tamamen kusursuz olma şartı aranmaz; ağır kusurlu olmamak yeterlidir.
Yoksulluk nafakası, tedbir ve iştirak nafakasından farklı olarak eşin kendisi için istenir. Miktarı, nafaka yükümlüsünün ekonomik gücüyle orantılı biçimde takdir edilir. Koşulların sonradan değişmesi hâlinde TMK m.176 çerçevesinde nafakanın kaldırılması, azaltılması veya artırılması talep edilebilir. Örneğin nafaka alan eşin yeniden evlenmesi veya fiilen evliymiş gibi yaşaması gibi durumlar, kaldırma sebepleri arasında değerlendirilir.
Tedbir nafakası dava sürerken, geçici olarak; yoksulluk ve iştirak nafakası ise kural olarak boşanma sonrasına ilişkin olarak hükmedilir. Tedbir nafakası boşanmanın kesinleşmesiyle sona erer.
İştirak nafakası çocuğun giderleri için, yoksulluk nafakası ise eşin kendisi için ödenir. Tedbir nafakası ise dava süresince hem eş hem çocuk lehine belirlenebilir.
Tedbir ve iştirak nafakasında kusur belirleyici değildir. Yoksulluk nafakasında ise talep eden eşin daha ağır kusurlu olmaması aranır.
Tedbir nafakası kural olarak dava tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde hükmedilir ve boşanma hükmü kesinleşene kadar devam eder. Hâkim bu önlemi talep olmasa bile resen alabilir.
İştirak nafakası kural olarak çocuğun ergin olmasıyla sona erer. Ancak çocuğun eğitimi devam ediyorsa, koşullara göre bakım yükümlülüğünün eğitim süresince sürebileceği kabul edilmektedir. Somut durum değerlendirmesi önemlidir.
Hayır. TMK m.175 tamamen kusursuz olmayı değil, talep eden eşin kusurunun diğer eşten daha ağır olmamasını arar.
Tarafların ekonomik durumunda veya nafakanın dayandığı koşullarda değişiklik olması hâlinde, TMK m.176 çerçevesinde nafakanın azaltılması, artırılması veya kaldırılması talep edilebilir.
Yoksulluk nafakası, koşulları devam ettiği sürece ödenir; ancak nafaka alan eşin yeniden evlenmesi ya da nafakayı gerektiren yoksulluk hâlinin ortadan kalkması gibi durumlarda kaldırılması gündeme gelebilir.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Somut durumunuz için avukatınıza danışınız.