Temerrüt, borçlunun muaccel (ifa zamanı gelmiş) bir borcunu zamanında yerine getirmemesi durumudur. TBK m.117'ye göre kural, borçlunun alacaklının ihtarıyla temerrüde düşmesidir. Yani alacaklının borçluya "borcunu öde" yönünde bir bildirim yapması esastır.
Ancak her durumda ihtar gerekmez. Örneğin ifa gününün sözleşmede kesin biçimde belirlendiği hâllerde, o günün geçmesiyle borçlu ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşebilir. Ticari ilişkilerde tarafların vade ve ifa zamanını açıkça kararlaştırması, temerrüdün ne zaman başladığını belirlemek açısından önemlidir.
Borçlu temerrüde düştüğünde çeşitli sonuçlar doğar. Para borçlarında alacaklı, ayrıca zarara uğradığını ispatlamak zorunda kalmadan temerrüt faizi isteyebilir (TBK m.120). Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ise alacaklının önünde birden fazla seçenek belirir.
TBK m.123 uyarınca, karşılıklı borç doğuran sözleşmelerde alacaklı kural olarak temerrüde düşen borçluya uygun bir süre verir ya da mahkemeden verilmesini ister. TBK m.124'te sayılan hâllerde (örneğin borçlunun tutumundan ifanın anlamsız hâle geldiğinin anlaşılması ya da kesin vadenin kararlaştırılmış olması gibi) bu süreye gerek kalmaz.
Süre sonunda borç hâlâ yerine getirilmemişse, TBK m.125 alacaklıya seçimlik haklar tanır: alacaklı ya edimin aynen ifasını ve gecikme zararını isteyebilir, ya ifadan vazgeçip olumlu zararının giderilmesini talep edebilir, ya da sözleşmeden dönerek verdiklerini geri isteyebilir. Bu tercih alacaklının somut menfaatine göre şekillenir.
Cezai şart, borcun hiç ya da gereği gibi yerine getirilmemesi hâlinde borçlunun ödemeyi taahhüt ettiği, önceden kararlaştırılmış bir bedeldir. Amacı, borçluyu ifaya teşvik etmek ve alacaklının olası zararını ispat yükünden kurtarmaktır. TBK m.179, cezai şartın başlıca görünüm biçimlerini düzenler.
Bu hükme göre, sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi için ceza kararlaştırılmışsa, alacaklı kural olarak ya borcun ifasını ya da cezayı isteyebilir. Buna karşılık borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi hâli için ceza kararlaştırılmışsa, alacaklı asıl borcun ifasıyla birlikte cezayı da talep edebilir. Cezanın hangi türde olduğu, sözleşmenin yorumuyla belirlenir.
TBK m.182 uyarınca taraflar cezanın miktarını serbestçe belirleyebilir. Ancak aynı madde, hâkime aşırı gördüğü cezayı indirme yetkisi tanır. Bu, sözleşme özgürlüğü ile hakkaniyet arasında kurulan bir dengedir.
Ticari hayatın kendine özgü gerekleri, cezai şart konusunda tacirlere farklı bir çerçeve çizer. TTK m.22 uyarınca tacir, kural olarak kararlaştırdığı cezai şartın fahiş olduğu gerekçesiyle indirilmesini talep edemez. Zira tacirin basiretli bir iş insanı gibi davranması ve yükümlülüklerinin sonuçlarını önceden değerlendirmesi beklenir.
Bununla birlikte bu kural sınırsız değildir. Kararlaştırılan ceza, borçlunun ekonomik olarak çökmesine yol açacak ölçüde ağırsa, genel hükümler ve dürüstlük ilkesi çerçevesinde müdahale gündeme gelebilir. Ayrıca ticari işlerde temerrüt faizinin belirlenmesinde TTK'nın (m.1530 dâhil) özel düzenlemeleri de dikkate alınır.
Kural olarak muaccel bir borçta borçlu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer (TBK m.117). Kesin vadeli işlerde olduğu gibi bazı hâllerde ise ihtara gerek kalmadan temerrüt gerçekleşebilir.
Para borçlarında alacaklı, ayrıca bir zarara uğradığını ispat etmeden temerrüt faizi isteyebilir (TBK m.120).
Bu, cezanın türüne bağlıdır. İfanın zamanında veya kararlaştırılan yerde yapılmaması için öngörülen cezada alacaklı asıl borçla birlikte cezayı isteyebilir; ifa etmeme için öngörülen cezada ise kural olarak borç veya ceza arasında seçim yapar (TBK m.179).
TBK m.182 uyarınca hâkim, aşırı gördüğü cezayı indirebilir. Ancak tacirler arasında TTK m.22 gereği tacir, kural olarak cezanın fahiş olduğu gerekçesiyle indirim isteyemez.
Kural olarak isteyemez. Ancak ceza, borçlunun ekonomik olarak mahvına yol açacak ölçüde ağırsa, dürüstlük ilkesi çerçevesinde sınırlı bir denetim gündeme gelebilir.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Somut durumunuz için avukatınıza danışınız.